Kahve Tadında Balat Gezim

Renkli binaları, dar sokakları, tarih, coğrafya ve kültürlerin ortak birleşimi ile kendini koruyan İstanbul’un Balat semti daha önce gitmediğim halde kadim dostum gibiydi. Fotoğraflarından kendimi bu bölgeye hep yakın hissettim.

20190523_153157 - Kopya

Cibali ve Fener semtleriyle iç içe olan bu şirin yere gitmeden önce tarihi ve demografik özelliklerini okuyarak, öğrenince kendimi neden yakın hissettiğimi daha iyi anladım. İstanbul’ un fethi sonrasında zaten çok renkli yapısı, halkların yoğun şekilde akması sonucunda kozmopolit özelliğine kavuşmuş.

20190523_152901 - Kopya

Fener semtine Rum, Balat semtine Musevi vatandaşların yerleşmesi sonucunda dinlerin, kültürlerin ve tarihin karışımından oluşan bu mozaiği sevmemek, beğenmemek bana göre  hayatı sevmemekle ilişkilendirilebilir.

20190523_153018 - Kopya

İlk ziyaretimi kendi adımlarımla, bana özel zamanda, esnek, gönlümce içinde dolaşarak, kaybolarak görmek, tanımak, öğrenmek istedim. Kendi başıma yapacağım gezi öncesi internetten nasıl gidileceği ve gezileceğine dair bilgi aldıktan sonra güneşli bir günde yola çıktım.

20190523_115130.jpg

Gezime vapurla denizden geçmek keyfini de ekleyerek, Kadıköy’den Eminönü’ne, Eminönü’ nden otobüsle kısa bir mesafe giderek, Cibali’de bulunan Kadir Has Üniversitesi’nde indim.  Cibali, Fener ve Balat’ı yürüyerek dolaşmayı planladım.

20190523_121839.jpg

Daha önce gitmeyenler için Kadir Has Üniversitesi’ne gitmek için Eminönü’ nden 99A nolu otobüse bindikten iki durak sonra iniyorsunuz, 5-10 dakika arası süre tutuyor. Eskiden tütün fabrikası olan, daha sonra üniversite haline gelen tarihi bina oldukça bakımlı görünüyor.

20190523_122132.jpg

(*)Cibali Reji İdaresi; Cibali semtinde 1884 yılında üretime geçen tütün fabrikası binasıdır. Osmanlı Devleti tütün sanayini tekelleştirme kararı alırken ilk hedefi bütçe açıklarını kapatmaktı. Bunun ilk adımı,tekeli iki ileri gelen Rum banker ve iş adamına, Zarifi ve Zographos’ a vermek oldu. Fakat bu iki kişi arasında bölünen gelir devlet için tatmin edici olmaktan uzaktı. Çeşitli girişimlerden sonra nihayet yabancı sermayeyi aynı devlet yatırımıyla birleştiren yeni bir konsorsiyum tesis edildi. Buradaki tütün fabrikasının idaresi Regie Françhaise’e verildi. Cumhuriyetin lanından sonra sigara ve içki üretimi devlet tekeline geçtive bu fabrika da1925 yılında kamulaştırıldı. Bu durum özelleştirmeler başlayıp devlet tekelleri lağvedilinceye kadar sürdü. Bir süredir kapalı olan buradaki fabrika binası Kadir Has tarafından satın alınarak Kadir Has Üniversitesi haline getirilmiştir.

Kadir Has Üniversitesi’nden sonra sola saparak, değerli yazar Orhan Kemal’in doğduğu sokak ve eve ziyaret öncesi eski Türk Sineması yıldızlarının fotoğrafları ile bezenmiş şirin kafede Türk kahvemi içtim.

 

20190523_123503

Ünlü yazarın isminin verildiği sokağı kime sorarsanız biliyor, evi gösteriyorlar.

20190523_125829

20190523_130106

 

Ardından yakın yerdeki tarihi Gül Camisi’ne doğru yürüdüm.

20190523_130628

(*) Gül Camii, inşa tarihi kesin olarak bilinmeyen yapı aslen Bizans Kilisesi iken fetihten sonra bir müddet tersane deposu olarak kullanılmış, Sultan II Bayezid-i Veli zamanında camiye çevrilmiştir. Sultan II.Selim zamanında minare ilave edilmiş ve diğer ihtiyaçları karşılanmıştır. Camiye “gül” ismi verilmesine dair birçok rivayet arasında “Gül Baba” isimli bir zatın cami içinde medfun olması söylenmektedir.

Haç şeklindeki asıl yapı camiye çevrilirken, dış duvarları ve kubbesi yeniden yapılmıştır. Sultan II.Mahmud döneminde hünkar mahfili eklenen cami, Bizans ve Osmanlı mimarisi izlerini yansıtır.

Gül Camisi’nden sonra sahil caddesinden yürürken meşhur tiyatro oyununa konu olmuş Cibali Karakolu bitişiğindeki Cibali Kapısı’ na uğradım.

20190523_122918.jpg

Kısa bir yürüyüşle Ayakapı (Sur Kapısı) ve şimdi özenli ve yaratıcı dekorasyonu ile sanat ve tarih dokulu  Nev-i Cafe’ ye uğrayarak, dolaştım.

20190523_131808

Sur Kapısı’ ndan içeri girildiğinde ahşap işleri ile uğraşan bir ailenin işlettiği Atölye Kafası ve duvarında Kadir İnanır ve Türkan Şoray’ın duvar resimleri ortama uygun nostaljik duruyor.

20190523_131459.jpg

Cibali’den hemen sonra başlayan Fener semtinin dar sokaklarından Rum Ortodoks Patrikhanesi’ne girdim.

20190523_133055

 

(*)Fener Rum Patrikhanesi, veya Constantinopolis Ekümenik Patrikhanesi, Ortodoks Hristiyanlar için ruhani önderlik konumunda olan bir kurumdur. Ortodoks dünyasının merkezi olan Fener Rum Patrikhanesi’ nin bulunduğu İstanbul ve dolayısıyla Fener semti, Ortodoksların manevi başkenti sayılmaktadır. Ortodoks kilisesinin başpiskoposlunu yapan Fener Rum Patrikhanesi, 4.yy.da Hz. İsa’ nın havarilerinden Aziz Andrea tarafından kurulmuş bir yapılar bütünüdür. İçerisinde Patrik’in makamı, Aya Yorgi Kilisesi, kütüphane ve diğer resmi bölümlerin yer aldığı patrikhanenin içi görkemli işçilikleri ile ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir.

Fener Rum Patrikhanesi’nden aşağı doğru yürürken üçüncü sokaktan yukarı doğru Arnavut kaldırımlı dik sokaktan yürüdükten sonra ünlü tarihi Rum Lisesi’ne vardım.

20190523_144442.jpg

(*) Fener Rum Lisesi; Kırmızı Mektep veya Mekteb-i Kebir olarak da anılan Özel Fener Rum Lisesi ve İlköğretim Okulu Fransa’dan getirilen kırmızı tuğlalar ile şimdiki binası inşa edildiği için halk arasında kırmızı mektep olarak anılmaktadır. İstanbul’ un 1453 yılında fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet’in 1454 yılında Ortodoksların eğitimlerini kendi dillerinde yapabileceklerine dair bir ferman vermesinden sonra Fener semtinde bir okul kurularak eğitim ve öğretime başlandı. Zaman içinde Patrikhane Akademisi ve Rum Mekteb-i Kebiri adları ile anılan okula Osmanlılar geniş imkanlar sağladılar. Okul 1861’de klasik eğitim veren bir liseye dönüştü. Şimdiki görkemli binası 1881’ de Mimar Konstantin tarafından bağışlanmıştır. Okul giriş ve üç kattan oluşan bir ypıya sahiptir. Kubbesi yerden 40 metre yüksekliğe sahip olup, 3.020 metrekare kullanılabilir alana sahiptir. Kuşbakışı görünüşünün ise kartalı andırdığı söylenmektedir.

20190523_134526.jpg

Çok dik yokuş üzerinde iyice kayganlaşmış Arnavut kaldırım taşlarının üstünde kayıp, düşmemek için dar kaldırımlardan ilerleyerek, Moğolların Meryem Kilisesine vardım.

20190523_134030.jpg

(*) Moğolların Meryemi Kilisesi, İstanbul’un fethinden günümüze dek varlığını sürdürmüş tek kilise özelliğini taşıyor. Halen az sayıda cemaati olan kilisenin camiye çevrilmemesi üzere Fatih Sultan Mehmet’in yazdığı ferman neticesinde Rum Ortodoks halkına kalmış.

20190523_135811.jpg

Tarihi lisenin paralel sokağında olarak tarif edebileceğim kilisenin kapısını çaldığımda şirin bir genç kız kapının arkasından göz penceresini açarak, sadece hafta sonu açık olduğunu söyledi. Kiliseyi fotoğrafladıktan sonra dar sokaklardan binaları, sokakları seyrederek aşağı doğru indim.

20190523_133541.jpg

Dimitri Kantemir Müzesi’ne doğru giderken ara sokakların fotoğraflarını çektim.

20190523_141703 - Kopya

(*) Dimitri Kantemir (Dimitrie Cantemir) ünlü Romen tarihçi, yaza, felsefeci ve bestekar, Berlin Akademisi üyesi, Boğdan Voyvodası (1673-1723)

20190523_140427.jpg

Kapalı olan müzenin yanında bulunan renkli merdivenlerden çıkarak, kafe olarak işletilen avluda soluklandıktan sonra sokak aralarında yürümeye devam ettim.

20190523_141716 - Kopya

Yollarda sıkça rastladığım yerli ve yabancı turistler arasında dolaşırken, tadilat halinde olan çok sayıda bina altından geçtim.

20190523_142016 - Kopya

Dinlenmek üzere terasından Fener Rum Lisesi’ ni seyredebileceğim kafeyi tercih ettim. İç kısmından asansörle çıkarak, tarihi lisenin karşısına denk gelen noktadan sokak ve lisenin fotoğraflarını çektim.

20190523_141444.jpg

Menemen ve limonata ile doyarak, tekrar dar sokaklara çıktım.

20190523_145003.jpg

Esprili dükkanları kaçırmamaya çalışarak,  Ahrida Sinagogu’ na gittim, izinsiz girilemediğini öğrendim.

image53ea19441e394.jpg

(*) Balat semtin en önemli sinagog olarak kabul edilmektedir. Makedonya’ dan göç eden Museviler tarafından inşa edilmiştir Günümüzde izinsiz girilemeyen bu sinagogun iç mekanı eşsiz kalitede mobilyalara sahiptir. Ayine katılanlara hitap edilen vaaz kürsüsü, Nuh’un Gemisi’ nin pruvasını andıran platform üzerine yerleştirilmiş ve bu efsanenin  anısı canlı tutulmuştur.

Balat’ın sahil tarafında Sırp Hiraştagabed Ermeni Kilisesi’ nin güzelliğiyle büyülendim.

cd66a7a18d37d7e5dd969c249e9a1ecb_M.jpg

(*) Fransız Devrimi sonrası milliyetçilik akımlarından etkilenen Bulgar cemaati, Fener Rum Patrikhanesi’nin boyunduruğundan çıkmak istemiş ve kendi kiliselerini inşa etmişlerdir. Ancak Haliç sahilinde kiliseye ayrılan arazi dolgu alan olduğu için, Haliç’e kaymaması ve kalıcı olması için çelikten üretilmiştir. 2018 Yılından yedi yıllık restorasyon sonucunda tekrar hizmete girmiştir.

Yaklaşık dört saat süren gezmemi sokaklara tekrar bakarak, dönüş için Eminönü’ ne gitmek üzere otobüs durağına yöneldim, kısa sürede otobüsüm geldi ve vapuru beklerken denizli manzaralardan hatıra fotoğraflar çektim.

20190523_161822.jpg

Rehbersiz ve kendi çalışmalarımla yaptığım bu serbest gezim bana kahve tadında sıcak ve keyifli geldi.

20190523_152151 - Kopya

Başka serbest gezmek isteyenlere bakış açısı sunmak üzere paylaşmak ayrı bir kalıcılık ve keyif veriyor, gelecek yollarımız tarih, kültür, yol dolu olsun, sevgiyle….

20190523_153636.jpg

20190523_152932 - Kopya.jpg

Saklıcennet Elbizli Köyü Yürüyüşümüz